BeyoÄŸlu Bilgisi
   BeyoÄŸlu, Galata’dan gelen hristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleÅŸmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleÅŸme olarak ortaya çıktı.
   Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. Yüzyılda geliÅŸmeye baÅŸladı. İlk önceleri, Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların çevresinde yerleÅŸmiÅŸ Fransisken misyonerleri yerleÅŸmenin çekirdeÄŸini oluÅŸturuyordu. 17. Yüzyılın baÅŸlarında Galata’yı gösteren bir gravürde surların dışında çok az bina gözükmektedir.
Â
Â
Â
   BeyoÄŸlu, genel olarak 19. Yüzyılda geliÅŸmiÅŸtir. Bu geliÅŸmenin nedeni, bu döneme Osmanlı dış ticaretinin daha önceki dönemlerde görülmemiÅŸ boyutlarda büyümesi ve ulaşımın geliÅŸmiÅŸ olmasıdır. 19. Yüzyılda , Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun dünya kapitalist sistemi ile bütünleÅŸmesi sonucu, BeyoÄŸlu uluslararası bir ticaret merkezi olmuÅŸtur. 19. yüzyılın başında, BeyoÄŸlu, bahçeli evleriyle hala bir banliyö görünümünde idi. Bu yüzyılın ilk yarısında , BeyoÄŸlu ve çevresi henüz tam olarak kentleÅŸmemiÅŸti. İkinci yarısında ise Galatasaray ile Taksim arası geliÅŸti. BeyoÄŸlu, artık kapitülasyonların koruması altındaki yabancıların, tüccarların, bankerlerin, armatörlerin ve kozmopolit bir çevreye yerleÅŸmek isteyen zenginlerin Paris modasını taklit ederek yaÅŸadıkları bir yer olmuÅŸtur. Yüzyılın sonunda, burada, Paris’in en ünlü sahne oyunlarını aynı zamanda gösteren üç tiyatro vardı. Bu tarihte, modern toplumun gereksinim duyduÄŸu tramvay, gaz, su gibi altyapı hizmetleri saÄŸlanmıştı. Bu kuruluÅŸların iÅŸletme ayrıcalıkları çok uzun süreli sözleÅŸmelerle yabancılara ya da azınlık mensuplarına verilmiÅŸti. Bu dönemdeki hızlı yapılaÅŸma, Batı’daki örneklerden etkilenmekle birlikte Osmanlı etkisinde de kalmıştır.
   20. yüzyılda BeyoÄŸlu’nda Galatasaray ile Taksim arası önem kazandı. Bu alanda hala bahçeli konakların bulunması ve bunların apartmana dönüşmesi olanağı, buranın geliÅŸmesini saÄŸlamıştır. Ayrıca 1913′de ilk elektirikli tramvayın BeyoÄŸlu’nu ÅžiÅŸli’ye baÄŸlaması Galatasaray-Taksim arasını, Tünel-Galatasaray arasına göre daha merkezi bir duruma getirmiÅŸ, BeyoÄŸlu’nun en kolay ulaşılabilir ve gözde yeri yapmıştır. Bu dönemde BeyoÄŸlu’nun çevresindeki semtlerde çaÄŸdaÅŸ binalar yapılmış ve yeni semtler geliÅŸmiÅŸtir. 20. Yüzyılın baÅŸlarında BeyoÄŸlu’nda da yapılan apartmanların cephelerinde Art Nouveau üslubu uygulanmıştır. Cunhuriyet Dönemi’nde 1950′lere kadar yabancılardan ve onlar için çalışan azınlıklardan boÅŸalan yerlere, yeni yetiÅŸen Türk iÅŸ adamları ve BeyoÄŸlu yakasını kentin en çaÄŸdaÅŸ semti bilen aydın Türkler ilgi gösteriyorlardı. Sinema ve tiyatroları, lokanta ve pastaneleri, sanat galerileri ve lüks maÄŸzalarıyla hala kentin en seçkin semti idi. 1950′lerden sonra, kırsal göç ve hızlı kentleÅŸme sonucu İstanbul’un aşırı büyümesi, yeni semtlerin geliÅŸmesi, eÄŸlence kuruluÅŸlarının, ticaretin ve zengin ailelerin bu yeni geliÅŸen çaÄŸdaÅŸ alt merkezlere dağılımı ve toplumun kültürel deÄŸiÅŸimi BeyoÄŸlu’na olan ilgiyi azalttı.Hala bazı lüks maÄŸazaların İstiklal Caddesi’ni terketmeyiÅŸi ve yoÄŸun bir trafik aksı üzerinde oluÅŸu eski kültürel düzeyinde olmasa bile BeyoÄŸlu’nun canlılığını korumasını saÄŸlamaktadır. Bununla birlikte, pek çok bina boÅŸ durmakta ya da atölye olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler BeyoÄŸlu’nda yavaÅŸ yavaÅŸ çöküntü alanının ilerlediÄŸini göstermektedir.
   BeyoÄŸlu, ilk önceleri bir diplomasi merkezi olarak geliÅŸmiÅŸ, fakat daha sonraları yabancı ticaretinin, ekonomik kontrolünün artması ve burada yoÄŸunlaÅŸması sonucu İstanbul’un ticaret merkezi durumuna dönüşmüştür. Ticaretin yanısıra eÄŸlence, kültür kuruluÅŸlarının da burada yer alması ve konumu, bütün İstanbul’un odak noktası olmasını saÄŸlamıştır.
AĞA CAMİİ
İstiklal Caddesi’nde yer alan cami, 1597 yılında İsmail AÄŸa tarafından yaptırılır. Caminin duvar yazıları, Hattat İbrahim AltınbeÅŸer’e ait. Çinileri yakın zamanlardaki onarımlarda deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ. İç avluları yeÅŸil-mavi Kütahya çinileriyle süslü.
ARAP CAMİİ
Türk ve Bizans mimari özellikleri taşıyan yapının minaresi çan kulelerine benziyor. 717′de Arapların kenti kuÅŸatması sırasında yapıldığı söyleniyor. Pencereler, kapının oyma silmeleri, Bizans sanatı örnekleri. Dikdörtgen planlı ve ahÅŸap tavanlı olan yapı, Haliç’in Galata yakasındaki en büyük camidir. Galata’da, Tersane Caddesi, Galata Mahkemesi Sokağı’nda bulunuyor.
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
1946 yılında dönemin İstanbul valisi Lütfü Kırdar tarafından temeli atılan bina, açılışından 585 gün sonra yanmış. Bugün gördüğümüz bina ise 6 Ekim 1978 tarihinde halka açılmış.
CUMHURİYET ANITI
Taksim Meydanı’nda yer alan anıt, renkli porfirden yapılmıştır. Alan düzenlemesi ve kaidesi Mimar Moniceri’nin eseri. Anıt ise, İtalyan Conanica’nın çalışması. 8 AÄŸustos 1928′de açıldı.
ÇİÇEK PASAJI
BeyoÄŸlu’nun, hatta İstanbul’un mutlaka uÄŸranılması gereken mekanlarından. Yanyana dizilmiÅŸ lokanta, barlarıyla turistlerin olduÄŸu kadar bizzat İstanbullular’ın da ilgisini esirgemediÄŸi bir yer Çiçek Pasajı. Yemek yerken sokak çalgıcılarını veya yan restorandaki fasıl heyetini dinleme ÅŸansına sahipsiniz.
GALATA KULESİ
Galata surlarının kulesi olarak, 1348′de Cenevizliler tarafından yaptırılır. 1509 depreminde surları yıkılan kulenin sadece kendisi kalmış. Osmanlı devrinde çeÅŸitli amaçlarla kullanılan kule, 16. yüzyılda KasımpaÅŸa Tersanesi’nde çalışan tutsakların zindanıymış, 18. yüzyılda da yangın gözetleme yeri. 1794′teki yangında tümüyle yanan kule daha sonra dört yana çıkıntılı pencereli bir kat yapılıp üzeri de külahla örtülür. 61 metre yüksekliÄŸinde olan kule, bodrumuyla birlikte 12 katlı. Cenevizliler döneminde kulenin tepesinde bir haç vardı. Günümüzde ise, 6.75 m. yüksekliÄŸinde bir alem duruyor. 1964′ten sonra onarılarak turistik bir yer haline getirildi.
GALATASARAY HAMAMI
Restore edilmiş bu tarihi hamam, 1481´den bu yana bugün bulunduğu yerde.
SERPUÅž HAN
Avlusu olmayan hanın, bir Bizans yapısının temelleri üzerine 18. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Taş ve tuğla örgü düzeni, sivri kemerli pencereleri dönemin Osmanlı mimarisini gösterir.
TAKSİM
Taksim semti ve meydanı adını, eskiden Galata-BeyoÄŸlu suyunun “taksim edildiÄŸi” -yani dağıtıldığı- merkez olmasından ötürü almış. Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip geniÅŸletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almış.Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor, bir de “buluÅŸma yeri” iÅŸlevini üstleniyor. Taksim Meydanı’na İstanbul’un gece (veya gündüz) hayatının en iÅŸlek eÄŸlence mekânlarını barındıran BeyoÄŸlu’nun bir nevi giriÅŸ kapısı da denebilir. Veya İstanbul’un “boy aynası”…
TÜNEL
BeyoÄŸlu’nu Galata’ya baÄŸlayan yeraltı tren yolunun bir kapısı Karaköy’de, diÄŸeri Tünel semtinde. 17 Ocak 1875 tarihinde açılan tünel, İngiliz ve Fransız ortak yapımıdır. Ve zamanın parasıyla 150 bin liraya malolur. Karaköy ile ÅžiÅŸhane arasında bir tünel iÅŸletmeyi ilk düşünen ise Gavan adındaki Fransız mühendisidir. Gavan’ın aklına bu parlak fikir, turist olarak geldiÄŸi İstanbul’da Yüksekkaldırım’ı nefes nefese çıkarken gelir. Saray’a duyurduÄŸu fikir büyük ilgi görünce 1871′de inÅŸaata baÅŸlanır ve 1874′de de tamamlanır.
İlk tünel seferi kuzular ve koyunlar içindir, kaza ihtimaline karşın. İlk vagonları açık olan ve oturacak yer olmayan tünel, elektrik olmadığı için kandillerle aydınlatılır. Önceleri İstanbullulardan pek ilgi görmeyen tünel, aylar sonra insanların bu yeniliğe alışmasıyla vazgeçilmez olur.

