Menü

• Güncel
• Beyoğlu Bilgisi
• Beyoğlu Fotoğrafları
• Cafe Bar Restaurant
• Sinemalar
• Tiyatrolar
• Kültür Merkezleri
• Oteller
• Sanat Galerileri
• Konsolosluklar
• Kroki
• Beyoğlu Kitapları
• Kaygısız Yazılar
• İstiklal Rehberleri
• Künye
• Gizlilik Politikası
• İletişim


Cafe Bar Restaurant

Asmalımescit Balıkçısı

Barcelona Cafe
Bonsoir Restaurant Bar
Cafe Guitar
Dulcinea
Koyu Kahve
Şeyhbender
Andon
Babylon
Hayal Kahvesi
Manhattan
My Moon
Mojo
The North Shield Pub
Soho
Tierra Music Club
Teras 6
Asır Restaurant
Cumhuriyet Meyhanesi
Kallavi 20


Beyoğlu Bilgisi

Ağa Camii
Arap Camii
Atatürk Kültür Merkezi
Cumhuriyet Anıtı
Çiçek Pasajı
Galata Kulesi
Galatasaray Hamamı
Serpuş Han
Taksim
Tünel

   , Hoş Geldiniz!
 
 

Ana Sayfa | Kaygısız Yazılar | Ben Uyurken Git!!! - ASLI AKYOL

   Yorgunluğun geceye tığla dantel gibi işlendiği bir gece vakti, ben uykuların en derininde belki de ölüme en aşina olduğum o anda son bir kere arkana bakıp, bu evden sessiz sedasız bir hırsız misali çık git. Sabah güneş yaşlandığımı hatırlatırcasına kemiklerimi işitirken bi kedi misali sevimli sevimli gerinip, yeni bir güne kısık gözlerle bakarken sen sıcak bir yaz günü buharlaşıp havaya karışan buhar misali hayatımdan hafifçe süzülüp yok ol. Tozlar zamana meydan okurcasına aheste aheste danslarının tadını çıkartarak eşyalar dünyasında yerlerini alsınlar. Bu evde sensizliğe kendini bir gelin gibi hazırlamayı sürdürsün.

   Sensiz günlere özgü burukluk evimi kaplasın. Sana ne kadar alıştığımı düşündükçe içim korkuyla titresin cünkü ilişkiler lugatında alışkanlık ölüme denktir. Günün fuzuli işlerini bitirdikten sonra elim dolaba uzanmalı. Senin en çok sevdiğin birkaç giysini senin bebeksi kokunu çalmış gömleklerini koklayayım. Geceler boyunca dayanamadan kokladığım bu sana has koku! Bir an sana her zamankinden çok ihtayacım olmalı. Şimdi yanımda olsan ve biz gel-gitleri yaşasak!    10 saat geçmiş olsa ve telefon suskun! Nerede olduğunu ve saat kaçta evden çıkmış olduğunu merak etsem delicesine ama bir yanım geleceğine inansa. 24 saat geçti hala yoksun… Belki acil bir işin çıktı ve beni arayıp neler olduğunu söylemeye zamanın olmamış mı olsa? Bir 12 saat daha… Geri dönüş yollarında olbilirsin. 48 saat anlıyorum ki dönmeyeceksin. Tek bir soru bir sivrisinek misali beni sokup dursa; NEDEN?    Koskoca bir harita ve sen bir yerlerde kayıp… Bu şehirde birkaç gün daha direneceğim geride kalan eşyaların, anıların ve bu şehrin hatırına ve avuntum bende kalan eşyaların… Son günüm bu şehirde… Son bir kez bütün sokakları dolaşıp sonra çekip gideceğim belki de sen tam dönüş yollarındayken…    Aşklar yaşanıyor bir daha dönüp arkaya bakılmamacasına… Birilerine yaşananlar ve destelerce küçük kağıtlara yazılmış şiirler miras kalıyor diğerlerineyse bir başka aşka ertelenmiş rötarli yaşanacaklar… Birileri bilmeden kaybederken, baska şahıssa kaybedilmiş ganimete adını yazmaya başlıyor. Birinin olmadığı imgeleri o olup, geçmişteki üzüntüleri yeni mutluluklara dönüştürüyor. Peki kimin paydası kimin payı oluyor?

Yanlış filmin
geç kalınmış matinası…
karalanmış senaryo
başka birinin replikleri
uymadı bir türlü
Şahmeran`ın hayatına
küf kokan eski sinemalara.
Şahmeran`ın kadınları
onun yılmaz hayalleri
iki üç yön
ne kuzey ılıdı
ne de güney soğuyabildi.
sadece antrak o
kadınlı monologlarda…
son bir temkinli deneyiş!
Bu saatten sonra
Ne kuzey güneyleşir
Ne de güney makisini yeniler


   Seninle beraberken ayrılığımıza dair böyle bir fantazi veya senaryo uyarlamıştım. Gidişin kılıçlı kalkanlı oldu ve ben ne beyaz bayrak çektim ne de önüne setler kurdum. Gidiyorsun, seni durdurmayacağım… Yalanlarını dört bir yana cömertce savurarak git! Gitmen bu kadar gerekliyse gitmenden yanayım söylemesende biliyorum birisi seni bekliyor. Birkaç gün gözyaşlarına boğulurum, nefes alamayıp daralırım, dünyanın son gününü yaşarım. Ortak yaşanmışlığımızı yutan bu küçük kasaba birbirimize rastlayamayacağımız kadar büyür. Bilmem kaçıncı kez birinci derecedeki aşk yanık izlerinden ölürüm ama üçüncü gün yeniden kendime gelirim yaşam beni kucaklar. Günün birinde birisi çıkıp eflatun kaplı bir defter uzatır, tekrar oturup devinimsiz devrik cümlelerle kendimin bile önceden saptayamayacağım yaşanmışlıklara can veririm.

 
     
 
© Copyright 2000-2015 istiklalcaddesi.net - istiklalcaddesi.org | Teklifleriniz için; +90 535 5888855 | Doğan Tekdemir