Beyoğlu Kitapları, Kitaplığı - İstiklal Caddesi Beyoğlu Tünel Taksim Sıraselviler ve Çevresi...
   
   
   
 

 


Menü

• Güncel
• Beyoğlu Bilgisi
• Beyoğlu Fotoğrafları
• Cafe Bar Restaurant
• Sinemalar
• Tiyatrolar
• Kültür Merkezleri
• Oteller
• Sanat Galerileri
• Konsolosluklar
• Kroki
• Beyoğlu Kitapları
• Kaygısız Yazılar
• İstiklal Rehberleri
• Künye
• Gizlilik Politikası
• İletişim


Cafe Bar Restaurant

Asmalımescit Balıkçısı

Barcelona Cafe
Bonsoir Restaurant Bar
Cafe Guitar
Dulcinea
Koyu Kahve
Şeyhbender
Andon
Babylon
Hayal Kahvesi
Manhattan
My Moon
Mojo
The North Shield Pub
Soho
Tierra Music Club
Teras 6
Asır Restaurant
Cumhuriyet Meyhanesi
Kallavi 20


Beyoğlu Bilgisi

Ağa Camii
Arap Camii
Atatürk Kültür Merkezi
Cumhuriyet Anıtı
Çiçek Pasajı
Galata Kulesi
Galatasaray Hamamı
Serpuş Han
Taksim
Tünel

   , Hoş Geldiniz!
 
 

Ana Sayfa | Beyoğlu Kitapları

 

BEYOGLU RAPSODISI
AHMET ÜMIT
Üç arkadasin hikâyesi bu. Biraz da Beyoglu'nun hikâyesi. Beyoglu'nun karmasasinin, kalabaliklarin arasina gizlenen sirlarin hikâyesi. Sokaklarin, binalarin, bildigimiz, bilmedigimiz köselerin ama en çok insanlarin hikâyesi. Çocukluktan baslayan, mekâni yine Beyoglu olan bir dostlugun bugünü anlatiliyor "Beyoglu Rapsodisi"nde. Üç farkli kisiligin, üç farkli yasam tarzinin birlestigi bir nokta bu dostluk. Önce onlari taniyoruz, hayatlarina tanik oluyoruz. Saniyoruz ki, her sey hep böyle dogal gidecek. Saniyoruz ki, hayat normal seyrini sürdürecek.

Ama gün geliyor, bir fotograf sergisi hayatlarini degistiriyor. Önce bir kadin giriyor bu üçlünün arasina, bir Rus. Sonra cinayet fikri hayatlarinin bir parçasi oluyor. Sorusturmalar, sorular... Ve sirlar geliyor ardindan. Ahmet Ümit bu son romaninda polisiye gerilim edebiyatinin sinirlarini asmayi deniyor. Okuyucusunu sürpriz bir sonla ödüllendirmenin yani sira ölümsüzlük üzerine, dostluk üzerine, aile üzerine, sahip olma duygusu üzerine sorular sorduruyor. Ahmet Ümit'ten heyecan dozu yüksek bir polisiye roman bekleyenleri hayal kirikligina ugratmayacak, ama yazarin daha genis sularda da keyfince yelken açtigini kanitlayan bir kitap "Beyoglu Rapsodisi". Adim adim Beyoglu ve karis karis insan var bu romanda.


BEYOGLU KABUSLARI VE DIGER ÖYKÜLER
GIOVANNI SCOGNAMILLO&Deniz Koç
"... O hengâmenin içinde kimileri fark etti, kimileri etmedi, fakat inanin, o taslarin, molozlarin, yikintilarin arasinda karinlik gecelerin karanlik köselerinde, agzi açik bodrumlarda, sonu bilinmeyen dehlizlerde bir baska, degisik, ürkütücü evren olustu. Dedigim gibi kimileri, ancak pek azi fark etti, kimileri ise - her zaman oldugu gibi - olayin disinda kaldi. Ben, evet ben, orada idim, orada kaldim sabir ve inatla ve her seyi gördüm..."
Beyoglu'undan, hayatimizdan, yürüdügümüz yollardan, is yerimizden, evlerimizden her gün "ruh"lar geçer, pek azimiz fark ederiz. Insanlara bakar, çok azini görürüz.

Yanibasimizda binalar yok olur, yanginlar çikar bilmeyiz. Giovanni Scognamillo, görmeyip geçtigimiz bu "ruh"lara, yasanmis ya da yasandi sanilmis anlara ve baska nice seye korku öyküleriyle taniklik ediyor. "Yasamin bir parçasidir kâbuslar, yasamin içinden ve disindan gelir kâbuslar. Yasamdan kaçamazsin, kâbuslardan da öyle."

 

BEYOGLU'NDA BALIKLARIN AYAK SESLERI
DEMIR TOROS

Ellili yillarin sonu ve altmislarin Beyoglu mozaiginde, artik anilarda bile solmus barlar, meyhaneler, Abanoz Sokagi, pastaneler, pavyonlar, birahaneler, Bogaziçi motelleri ve bitirimhaneler labirentinde, aci-tatli ama doludizgin yasanan hayatlarin panoramasi.




 

BEYOGLU/ KISA GEÇMISI, ARGOSU
BEHZAT ÜSDIKEN
Beyoglu bizim gözümüzde neydi? Sinema, tiyatro, birahane, genelev, kaliteli dükkanlar, bitirimhaneler, azinlik okullari, kolejler, gizlice at yarisi oynatilan izbeler, müzisyenlerin is bekledigi kahvehaneler, tasraya kiz gönderen organizatör bürolari, Narmanli Yurdu'ndaki yontucu islikleri, pastane, muhallebici ve sinemanin yüreginin attigt yer Yesilçam. Evet.. Bunlarin tümünden birer parça.. Ama inaniniz, Beyoglu'nun gözümüzdeki en önemli niteligi bunlarin hiçbiri degildi. Bizim için Beyoglu'nun en agirlikli yani Bati'nin Dogu'daki en uç noktasi olmasiydi.

 

PERA'DAN BEYOGLU'NA 1840-1955
BEHZAT ÜSDIKEN
Bu kitap, XIX. Yüzyilin ikinci yarisiyla XX. Yüzyilin birinci yarisi içinde, kendi kültürlerini yaratan insanlar toplulugunun yasamlarini dile getiren bir yapittir. Bu kitap sade vatandaslari anlattigi gibi, onlarla birlikte yasamaya çalismis ya da yasam savasi verebilmis yazar, çizer ve sanatçilari da anlatan bir kitaptir.
Gerçek Pera'yi ve Pera yasayanlarini 1840 yili baslangiç alinarak 1955 yilina getiren bir çizgi dogrultusunda, bölüm bölüm tarihini, yapilarini, bu yapilarin olus biçimiyle nedenlerini ve bu yapilarla özdesleyen kültürünü ve bu kültürü yaratan sade vatandaslari anlatan sade bir kitap. Önsöz'den

 

BEYOGLU BEYOGLU IKEN
ESER TUTEL
Beyoglu'nda, Galatasaray'da, Ingiliz Sarayi'nin karsisindaki Kalyoncukulluk Caddesi'ne sapin. Bu cadde sizi Tarlabasi'na götürür. Sagdaki ilk sokak, Sahne Sokagi'dir, yani bildiginiz Balikpazari; ikincisi de bizim evin yer aldigi Kameriye Sokak. Eski adiyla Çesme Sokak. Balikçi dükkanlarinin siralandigi bu sokaga niçin Sahne Sokagi denmis, elbette bir nedeni var: Beyoglu'nun en büyük, en görkemli tiyatrolarindan Naum Tiyatrosu'nun sahne kapisi bu sokaga açildigi için...

Bugünkü Çiçek Pasaji'nin ya da eski adiyla Cite de Pera'nin yerinde bulunan tiyatro, 1870'teki büyük Beyoglu yangininda kül olup gitmis, bitmis. Bu sokagin adini bir süre sonra pekala, ne bileyim Balikçilar Sokagi diye degistirebileceklerken, degistirmemisler; iyi de etmisler.

Ah Beyoglu Vah Beyoglu
SALAH BİRSEL
Yeryüzünün belli basli metolojik kentlerinden biri Istanbul, kentin sahdamri Beyoglu. Her yigidin harci degil böyle zorlu bir konuyu kusatmak. Salah Birsel'in bosuna en ünlü kitabi olmamistir: "Ah Beyoglu Vah Beyoglu", yayimlandigi 1976 yilindan bu yana, edebiyatimizin kült kitaplarindan biri sayilagelmisse, bunun en somut nedeni bir benzerinin kaleme alinamamis olmasindan geliyor. "Ah Beyoglu Vah Beyoglu", yalnizca bir semtin, bir caddenin panoramik tarihi olarak sinirlanamaz: Ayni zamanda bir dönemin çokrenkli tanigidir. Daha da önemlisi: Türk Edebiyati'nin en keyifli yazilarindan biri.

 

Beyoğlu Öyküleri
Tünele Beyoglu tarafindan bindik. Bu saatlerde bu taraftan asagiya kalabalik yoktur. Ikinci mevkideyiz. Bir kösede üç asker, beride bir ihtiyar kadin, yani basinda gelini, daha ötede vapura yetismekten mühim mühim bahseden bir Ermeni grubu, ben, bir de o vardik.
- Sait Faik

 

Beyoglunda Beyaz Ruslar
Jak DELEON

Kapisinda siyah kasketli, gümüs hançerli Kazak'larin bekledigi ve sahnesinde beyaz kürklere sarinmis kadinlarin ''evvel zaman raksi'' icra ettigi ''Odessa Serkli'' adi verilen gece kulübünde rastlar Beyaz Rus Luba'ya Fransiz genci Pierre. ''Siir ve hayal'' kadar güzeldir Luba. Ve bir Beyoglu gecesinde Pierre'e sunlari söyler: Siir ve hayal burada yok!'' Sandallarin Bebek koyuna akintiyla yaklastigi, tekerleklerin tas perde kaldirim üstünde ötüsünden Galata'ya yaklasildiginin anlasildigi, Pera Palas'in önündeki ''oto''larin sayisinin sabaha kadar sürecek balolari ifade ettigi, gözleri votkayla parlayan Beyaz Rus kadinlarin Beyoglu'nun daha önce hiç tanik olmadigi bir yasam tarzini simgeledigi zamanlardir onlar...

 

Beyoglu'nda Beyoglu'nu Konusmak
kolektif

2000-2001 sezonunda düzenlenen geleneksel Sali Toplantilari'nda çesitli konular islendi, birçok soruya yanit arandi. Ancak bu toplantilarin düzenlendigi yer olan Beyoglu'nda müdavimleri ve yerlesikleriyle Beyoglu'nu ele almak kuskusuz en anlamlisiydi.

Fotograf sanatçisi, Ara Güler'den, sinemaci Necip Sari'ya, Vakko'nun kurucusu Vitali Hakko'dan, Zografyon Lisesi Müdürü Yani Kalamis'e kadar ömrü Beyoglu'nda geçmis kimi ünlü kimi kendi halinde birçok simayi bulacaksiniz bu kitapta. Eski Beyoglu'nu gözümüzde canlandiran, deneyimleri ve kimi zaman Beyoglu'na iliskin projeleriyle...

 

Beyoglu'nda Gezersin
Nazlı Eray

Beyoglu 'nda Gezersin, Nazli Eray'm yeni romani. Yasami algilamak, durgun bir günde bir havai fisek patlamasi ise, yagan yildizlara bakalim. Madam Tamara'yi gerçekten seven erkek hangisiydi? 'Mazi Kalbimde Bîr Yaradir' programinin sunucusu Ulvi'yi kim hançerledi? Ünlü 1958 Beyoglu cinayeti hangi otelde islenmisti? Seyh Küçük Hüseyin Efendi neleri görmüs, neleri biliyordu? Sehit tayyareci Fethi Bey, mermer merdivenleri, yere dökülmüs muhallebiyi andiran Rumeli Han'a gerçekten gelmis miydi? Televizyonda Deli Saati'ni sunan doktor kimdi? Bütün bu sorularin yanitlarini bilen kisi hayatta miydi, yoksa çok eskiden ölmüs birisiyle beden mi degistirmisti? Beyoglu'nda Gezersin'm degisik cografyasi ruhla bir firtina gibi esen

Istiklâl Caddesi'nde, gizemli Markiz Pastanesi'nde, içinde herkesin genç, herkesin güzel oldugu Rüya Düiiya'da ve Eyüp Sultan sirtlarmdaki o koyu yesil geçmiste süregelip okuru degisik bir âleme götürüyor.

 

Bir Beyoğlu Düşü
Demir Özlü

"Basimdan bütün bu tuhaf olaylarin geçtigi gençlik yillarindan bu yana, denizleri çesitli yönlere açilan, yumusak tepeleriyle bütün o Bogaz'la Haliç çevresine uzanan, gizemli Istanbul kentinde hiçbir yer beni Tünel Alani kaar ilgilendirmemistir. (...) Simdi rutubetli sokaklariyla o gizemli mahalleden uzaktaydim. Hepsi, bütün yasadiklarim da, baski altinda geçmis gençligimin o büyüleyici yanilsamalari da geride kaldi. Bir sanri, bir sanridan baska birsey degiller artik.
Geceleri, kentin bogucu gökyüzünü saran deyimlendirilemez bir hayalet. Ardimi birakmayan hayaleti, bir giysi gibi çikarip atmam gerekiyordu üstümden..."

 

Bir Beyoğlu Gezisi
Jak Deleon

Bir Beyoglu Gezisi , "okuyarak gezenler"in yogun istegi üzerine olusturuldu. Jak Deleon'un (yine Remzi Kitabevi yayini olan) Beyoglu'nda Beyaz Ruslar, Eski Istanbul'un (Yasayan) Tadi, Bir Tutam Istanbul baslikli yapitlarindan bölümlerle daha önce yayimlanmamis Beyoglu arastirmalari bir araya getirildi ve bir kültür gezisinin duraklari tek kitapta toplandi:
Taksim Cumhuriyet Aniti, Ayia Triada Rum Ortodoks Kilisesi, Aga Camii, Çiçek Pasaji, Rejans Rus Lokantasi, Sant Antonio di Padova Latin Katolik Kilisesi, Lebon-Markiz Pastanesi, Tünel, Peral Palas Oteli .

 

Bir Levantenin Beyoglu Anilari
Giovanni Scognamillo

Bir Levanten'in Anilari sayin Giovanni Scognamillo'nun sadece kendi yasantisi ve bu yasantinin içinde bazen uzun yillar, bazen kisa bir dönem yer alan, hayatinin ayilmaz mekân ve kisileriyle sinirli olmayip, ayni zamanda bir rüya diyari olan Istanbul'un yetmis yillik tarihidir de.

Özellikle 1930'lu 40'li 50'li 60'li ve 70'li yillarin içinde gelisen ve büyük sansasyonlar yaratan olaylarin belki birçok kisi tarafindan bilinmeyen yönlerinin anlatimi yine 40'li 50'li 60'li ve daha sonraki yillarin sosyal, kültürel hayatinin anlatimi okuyucuyu aydinlatirken ayni zamanda eglendirecektir de.

Kisaca bir "Levanten'in yetmisüç yillik renkli yasantisini okurken sadece Beyoglu Yesilçam ve yakin çevresini degil, 70 yillik Istanbul'un yakin kültür tarihini de farkli bir boyuta okuyup, geçmisin labirentlerinde dolasacaksiniz.

Lagimlaranasi Ya Da Beyoglu
Bilge Karasu

14 Temmuz 1995'te yitirdiğimiz Bilge Karasu, ölümünden sonra yayımlanabileceğini düşündüğü metinleri Füsun Akatlı' ya teslim etti. Okunacak, taranacak, ayıklanacak, bazen yeniden inşa edilecek bir bavul ve irice bir seyahat çantası dolusu'' yazılı kağıt''...
Akatlı'nın iki buçuk yıllık titiz çalışmasının sonucunda iki kitap çıktı ortaya: Lağımlaranası ya da Beyoğlu' nda ''anlatı'' ya da ''kurmaca'' genel kategorisi içerisinde yer alması uygun olacak metinler toplandı; Karasu' nun yazdığı bir radyo oyunu ile iki opera librettosu da bu yapıta eklendi. Diğeri, Öteki Metinler se denemeler, metinler, notlar, günlüklerden oluşuyor ve ortak paydaları ''öteki'' kavramı üzerine temellemelri. Füsun Akatlı

şunları söylüyor:
''Tek kaygım; titizlikte, o kılı kırk yarıcılıkta, o rafinelikte bir yazarı (ve bir insanı), kendisinin içine sinecek bir klıkta okur karşısına çıkabilmek oldu... Gerek karşılıklı konuşmalarımızda, gerek mektuplaşmamızda metinlerle ilgili olarak belirttiği kaygıları dikkate aldım. Bilge Karasu'nun yazar kimliğine ve 'yazı' sına olan aşinalığımın ve bağlılığımın yanı sıra; onun tamamlayıp son biçimini verecek vakti kalmadığını gayet iyi bilerek, bütün yazı, not, müsvedde hatta karalamalarını bana emanet etmesinden güç aldım.
''Bu iki kitapla birlikte, dilimizin bu seçkin ustası ve tüm yaşamını yazıya, yazına, dile, düşünce adamış bu çok özel insan, 65 yıllık ömrünün bitiverdiği yerde bırakabildiği on bir kitap ile okuruyla karşı karşıya kalacak. Zaten onun istediği de bundan başka bir şey olmazdı. Notları almış, tamamlanmadan kalmış, çok düşünülmüş, tasarlanmış, azı yazılmış bütün yazılar için: 'Gün battı, yazık, arkalarında!' diyen benim. O, bunu bile demezdi.''

 

Nuh'un Gemisi Beyoglu'nda
Şennur Şentürk

Saint - Joseph'in Istanbul'un ortasinda basli basina bir mahalle oldugunu bir tek Saint-Joseph'liler bilir. Yeni rehberlerden pek anlasilmaz bu: Yogurtçu Parki Yokusu'yken Esat Isik Caddesi'ne dönüsen yol ile Kalamis Koyu arasinda bölge bombos duruyor onlarda. Oysa Mektupçu Osman Nuri'nin güzelim 1934 Rehberi öyle mi? Orada, Moda ile Sifa arasinda bütün 'donanim'i ile gösterilir Okul: Giris binalar, ana binalar ve avlular, bahçe ve iskele apaçik çizilmistir. Gören anlar ki, düpedüz koskoca bir mahalledir bu - toprografik özellikleri açisindan.

 
     
 
© Copyright 2000-2015 istiklalcaddesi.net - istiklalcaddesi.org | Teklifleriniz için; +90 535 5888855 | Doğan Tekdemir